Parlak Çiçekçilik
Çiçekçilik yıllık ya da çok yıllık bitkilerin yalnız çiçek, yaprak ve gövdelerinin estetik güzelliklerinden faydalanmak amacı ile üretilmesi sanatıdır.
Çiçek yetiştiricileri, soğuk iklimlerde normal, ılıman iklim bölgelerinde ise turfanda çiçek ya da süs bitkilerini, cam çerçevelerle örtülü kuytu yerlerde, ya da seralarda (limonluk) yetiştirler.
Buralarda özellikle havanın belli bir dereceden düşük olmaması ve rutubet oranının, belli bir oranda olmasi dikkat edilmesi gereken şartlardandır. Sıcak iklim bölgelerinde ise çiçek ya da süs bitkileri açıkta yetiştirilir.
Özel olarak yetiştirilen bu bitkiler tohum ya da soğan halinde, yetiştirilmiş olarak fide, fidan şeklinde, kökleri toprakla dolu saksi, fıçı ve kasalar içinde piyasaya çıkarıldığı gibi, çiçek pazarlarında ve çiçekçi dükkânlarında kesik olarak da satılırlar.
Çiçekçilik yıllardan bu yana asıl olarak yapılmış fakat adı konmamış bir meslek dalıydı.
Çiçekçiliğin kökeninin orta çağdaki süs sanatlarına kadar dayandığı bazı kaynaklara göre kesindir. Devir ve aşamalarla tam anlamıyla sektör denecek kadar olmasada süsleme sanatı ile birlikte faal olmuştur. Asıl olan çiçek anlamlarıda astrolojideki yıldız anlamları ile bağdaşır.
Çiçekçi
Çiçekçi çiçek satan kişi, ticari kuruluş. 1900'lerin başlarında Amerika'da; Çin, İtalyan ve Japon çiçekçiler, ilk açık hava satışlarını gerçekleştirdiler. 1906 yılındaki depremle yavaşlayan satışlar, 1924'te çiçekçilerin tek bir çatı altında toplanmasıyla yeniden canlanarak bugün "San Francisco Flower Mart" adıyla anılan ismini aldı ve organizasyonun büyüklüğü kısa sürede üç çiçekçiden altmış çiçekçiye çıktı.
Osmanlı'da Çiçekçilik
Osmanlı Türklerinde bahçeciliğin bir bilim dalı ve sanat olarak görülmesi oldukça eski tarihlere dayanır. Bu eskiliğin miladı 900 (1495) tarihlerinden daha geriye doğru uzanıp gittiğini gösterecek nitelikte Tezkire-i şükufeciyan, Revnaku’l-ezhar, Şükufenama gibi bir takım tarihi kaynaklara rastlanmaktadır. Hicri 1100 (1689) yıllarında Şehremini Cami’nin hatibi olan Übeydullah Efendi yazdığı Tezkire-i şükufeciyan adlı çiçekçi kitabında çiçekseverliğe gayret edilmesinin çiçek yetiştirmede ne derecede etkili olduğundan, zamanında yetiştirilen çiçeklerin kimler tarafından ilk olarak yetiştirildiğinden bahsetmektedir.
Türk çiçekçilik tarihiyle ilgili araştırmaları bulunan Turhan Baytop, Lâle-i Rumi denilen ve ayırcı özelliklere sahip olan Osmanlı Lâlesi’nin Kefe’den getirilen bu lale soğanlarından elde edildiği düşüncesindedir.
Çiçekler ile Kuşların Kurduğu Diyalog
Kuşlar, böcekler ve çiçekler yardımlaşma adına birbirleri arasında oluşturulmuş bir halka gibidirler. Birçok tropik memleketlerde çiçekleri ziyaret ederek onları tozlaştıran ve böylece kendi gıdasını da temin eden kuşları görmek mümkündür. Kuş araştırmacılarının son senelerde bu bölgelerde yaptıkları tetkikler pek çok gerçeği gün ışığına çıkarmıştır.
Dev mercan ağaçları (Erithrina ve Butea) buralardaki muson ormanlarını adeta kaplamış vaziyettedir. Kapalı tohumlular (Angiospermae) grubuna dahil olan bu nebatlarda tohum taslakları, meyve yapraklan (Karpetler) tarafından çepeçevre kuşatılmış bir ovaryum (Yumurtalık) İçerisinde bulunmaktadır. Bir ferdin poleni (Erkek üreme hücresi), umumiyetle bir böcek veya kuş tarafından, ya aynı fert-deki başka bir çiçeğin yahut da diğer bir fertdeki herhangi bir çiçeğin dişi organı tepeciği (Stigma) üzerine getirilerek onun burada çimlenmesi sağlanır.
Çimlenen polenin polen tüpü veya hortumu gelişerek döl yatağına (Ovaryum) doğru uzanır. Buraya ulaşan polen tüpünün uç kısmı yine burada açılır ve içerisindeki muhteviyat embriyo kesesine boşaltılır. Bu suretle de tozlaşma sağlanmış olur. Tozlaşmada aracı olan kuş veya böcek de bu vazifesine karşılık, Sonsuz İhsan Sahibi tarafından, şekerli bir usareden ibaret olan nektar (Bal-özü) ile mükâfatlandırılır.
Orta Avrupa'da tozlaşma umumiyetle böcekler (Entomogami) ve rüzgârla (Anemogami) gerçekleştirilirken, tropik sahalarda ise daha ziyade kuşlarla (Ornitogami) yapılmaktadır.
Kuşlar, çiçekler tarafından çarpıcı renk ve hoş kokulan yanında, büyüklük ve şekilleriyle de cezbedilmektedir. İnsan gözüne nispetle kuşların gözleri gündüzün renk tayfında kırmızıya daha hassastır. Ve ne enteresandır ki, kuşların tozlaştırdığı bütün çiçeklerde umumiyetle kırmızı ve buna yakın tondaki renkler hâkimdir. Çok nadir olmak kaydıyla sarı ve mavi rengli çiçekler de bazı kuşlar tarafından ziyaret edilebilmektedir. Tabiatta mevcut en güzel çiçeklerin kuşlar ve böcekler tarafından tozlaştırılan çiçekler olduğunu da belirtelim.
Çiçek ve kuş arasındaki münasebet o kadar hassastır ki, tozlaşmanın olabilmesi için çiçeğin yapısı, büyüklüğü ve tozlaşma organlarıyla, kuşun yapı ve büyüklüğünde tam bir âhenk mevcuttur. Ayrıca, polen tanelerinin, hayvanın vücuduna yapışmasını kolaylaştırmak için satıhlarının yapışkan ve pürüzlü olarak yaratılması da enteresandır.
Tropik sahalarda yayılış gösteren Erithrina ve Indica nev'ileri ile Butea Frondasa gibi ağaçlar, yapraklanmadan önce çiçek açarlar. Böylece kırmızı renkli -çiçekler, kuşlar tarafından çok uzaklardan dahi farkedilebilir. Kırmızı renk bu yönüyle kuşlar için "bol gıda" mesajı sunmaktadır. Çünkü, bu çiçeklerin nektar ve polenleri karbonhidrat, protein ve vitamin açısından çok zengindir.
Diğer bazı ağaçların da bol besin ihtiva eden çiçekleri, birtakım kuş ve hayvanlar tarafından yenmektedir. Meselâ, Tabebuin Rosea adı verilen bir ağacın çiçeklerinin, bu ağaçlarda yaşayan bir çeşit sincap tarafından yenildiği gözlenmiştir. Çiçek, bu canlılar İçin bulunmaz bir gıdadır.
Erithrina ile yakından akraba olan Butea ağaçlan, Erithrina'ya nispetle kelebekler için daha cazip renkli çiçeklere sahiptirler. Butea çiçeğinin rengi parlak kavuniçi olup, Erithrİna'nın ise koyu kırmızıdır.
Çiçeğe rengini veren taç yapraklar, Erithrina'da gelişmenin erken safhalarında henüz kapalı durumdadırlar. Bir çiçek topluluğundaki genç ve kapalı olan üst çiçekler, daha yaşlı ve açık olan alt çiçeklere kıyasla nektar açısından daha zengindirler. Daha az nektar taşıyan yaşlı ve açık Çİçeklerdekİ nektarın kuşlar tarafından alınması da kolaydır. Bu sebepten, hareket maharetleri fazla olmayan bülbül, sığırcık ve hatta papağan gibi iri kuşlar da bu ameliyeyi yapmakta ve dolayısıyla da tozlaşmaya az çok yardımcı olmaktadırlar.
Fakat, kapalı vaziyetteki nektarca zengin üst çiçeklerden nektar toplamak öyle kolay bir iş değildir. Oldukça maharet isteyen bu ameliye ancak, havada helikopter gibi uçar halde durabilme kabiliyetinde yaratılan kuşlar tarafından yapılabilmektedir (x). -İşte maharet nispetinde artan mükafat ve en ehemmiyetsiz mevzularda dahi tecellisini gördüğümüz İlahi adaletin buradaki zuhuru...
Kapalı çiçekleri oldukça kolay bir şekilde açabilen bu kuşlar, dolayısıyla onlardaki zengin nektar kaynaklarına da sahip olmaktadırlar. Bu husus, onlar için son derece ehemmiyetlidir de. Çünkü, onların havada helikopter gibi durabilmelerini sağlayan, birim zamandaki kanat çırpma sayılarının çokluğudur. Bu da ancak, onların güçlü kas ve kemik dokularına sahip olmalarıyla mümkündür. Bunu sağlamak için, en önemli gıdası nektar olan bu kuşların, kalori değeri yüksek zengin nektar kaynaklarına olan İhtiyaçları da gayet tabiidir.
Çiçeklerden nektar yalayan canlılar arasında palmiye sincabı da bulunmaktadır. Bu sincap daha ziyade Bombax çiçeklerini sevmektedir. Bombax çiçeklerinde tepecik ve polen keseleri birbirinden uzaktır. Bu sebeple tozlaşma umumiyetle aracı bir canlı vasıtasıyla yapılmaktadır. Bu aracı canlılardan biri olan palmiye sincabı kulak, ayak ve bıyık gibi muhtelif yerlerine bulaşan polen tozlarını başka bir çiçeğin üzerine rahatlıkla bırakabilmektedir. Avustralya'da da bazı yarasa ve küçük keseli memeliler tozlaşmaya sebebiyet vermektedir.

Çiçek yetiştiricileri, soğuk iklimlerde normal, ılıman iklim bölgelerinde ise turfanda çiçek ya da süs bitkilerini, cam çerçevelerle örtülü kuytu yerlerde, ya da seralarda (limonluk) yetiştirler.
Buralarda özellikle havanın belli bir dereceden düşük olmaması ve rutubet oranının, belli bir oranda olmasi dikkat edilmesi gereken şartlardandır. Sıcak iklim bölgelerinde ise çiçek ya da süs bitkileri açıkta yetiştirilir.
Özel olarak yetiştirilen bu bitkiler tohum ya da soğan halinde, yetiştirilmiş olarak fide, fidan şeklinde, kökleri toprakla dolu saksi, fıçı ve kasalar içinde piyasaya çıkarıldığı gibi, çiçek pazarlarında ve çiçekçi dükkânlarında kesik olarak da satılırlar.
Çiçekçilik yıllardan bu yana asıl olarak yapılmış fakat adı konmamış bir meslek dalıydı.
Çiçekçiliğin kökeninin orta çağdaki süs sanatlarına kadar dayandığı bazı kaynaklara göre kesindir. Devir ve aşamalarla tam anlamıyla sektör denecek kadar olmasada süsleme sanatı ile birlikte faal olmuştur. Asıl olan çiçek anlamlarıda astrolojideki yıldız anlamları ile bağdaşır.
Çiçekçi
Çiçekçi çiçek satan kişi, ticari kuruluş. 1900'lerin başlarında Amerika'da; Çin, İtalyan ve Japon çiçekçiler, ilk açık hava satışlarını gerçekleştirdiler. 1906 yılındaki depremle yavaşlayan satışlar, 1924'te çiçekçilerin tek bir çatı altında toplanmasıyla yeniden canlanarak bugün "San Francisco Flower Mart" adıyla anılan ismini aldı ve organizasyonun büyüklüğü kısa sürede üç çiçekçiden altmış çiçekçiye çıktı.
Osmanlı'da Çiçekçilik
Osmanlı Türklerinde bahçeciliğin bir bilim dalı ve sanat olarak görülmesi oldukça eski tarihlere dayanır. Bu eskiliğin miladı 900 (1495) tarihlerinden daha geriye doğru uzanıp gittiğini gösterecek nitelikte Tezkire-i şükufeciyan, Revnaku’l-ezhar, Şükufenama gibi bir takım tarihi kaynaklara rastlanmaktadır. Hicri 1100 (1689) yıllarında Şehremini Cami’nin hatibi olan Übeydullah Efendi yazdığı Tezkire-i şükufeciyan adlı çiçekçi kitabında çiçekseverliğe gayret edilmesinin çiçek yetiştirmede ne derecede etkili olduğundan, zamanında yetiştirilen çiçeklerin kimler tarafından ilk olarak yetiştirildiğinden bahsetmektedir.
Türk çiçekçilik tarihiyle ilgili araştırmaları bulunan Turhan Baytop, Lâle-i Rumi denilen ve ayırcı özelliklere sahip olan Osmanlı Lâlesi’nin Kefe’den getirilen bu lale soğanlarından elde edildiği düşüncesindedir.
Çiçekler ile Kuşların Kurduğu Diyalog
Kuşlar, böcekler ve çiçekler yardımlaşma adına birbirleri arasında oluşturulmuş bir halka gibidirler. Birçok tropik memleketlerde çiçekleri ziyaret ederek onları tozlaştıran ve böylece kendi gıdasını da temin eden kuşları görmek mümkündür. Kuş araştırmacılarının son senelerde bu bölgelerde yaptıkları tetkikler pek çok gerçeği gün ışığına çıkarmıştır.
Dev mercan ağaçları (Erithrina ve Butea) buralardaki muson ormanlarını adeta kaplamış vaziyettedir. Kapalı tohumlular (Angiospermae) grubuna dahil olan bu nebatlarda tohum taslakları, meyve yapraklan (Karpetler) tarafından çepeçevre kuşatılmış bir ovaryum (Yumurtalık) İçerisinde bulunmaktadır. Bir ferdin poleni (Erkek üreme hücresi), umumiyetle bir böcek veya kuş tarafından, ya aynı fert-deki başka bir çiçeğin yahut da diğer bir fertdeki herhangi bir çiçeğin dişi organı tepeciği (Stigma) üzerine getirilerek onun burada çimlenmesi sağlanır.
Çimlenen polenin polen tüpü veya hortumu gelişerek döl yatağına (Ovaryum) doğru uzanır. Buraya ulaşan polen tüpünün uç kısmı yine burada açılır ve içerisindeki muhteviyat embriyo kesesine boşaltılır. Bu suretle de tozlaşma sağlanmış olur. Tozlaşmada aracı olan kuş veya böcek de bu vazifesine karşılık, Sonsuz İhsan Sahibi tarafından, şekerli bir usareden ibaret olan nektar (Bal-özü) ile mükâfatlandırılır.
Orta Avrupa'da tozlaşma umumiyetle böcekler (Entomogami) ve rüzgârla (Anemogami) gerçekleştirilirken, tropik sahalarda ise daha ziyade kuşlarla (Ornitogami) yapılmaktadır.
Kuşlar, çiçekler tarafından çarpıcı renk ve hoş kokulan yanında, büyüklük ve şekilleriyle de cezbedilmektedir. İnsan gözüne nispetle kuşların gözleri gündüzün renk tayfında kırmızıya daha hassastır. Ve ne enteresandır ki, kuşların tozlaştırdığı bütün çiçeklerde umumiyetle kırmızı ve buna yakın tondaki renkler hâkimdir. Çok nadir olmak kaydıyla sarı ve mavi rengli çiçekler de bazı kuşlar tarafından ziyaret edilebilmektedir. Tabiatta mevcut en güzel çiçeklerin kuşlar ve böcekler tarafından tozlaştırılan çiçekler olduğunu da belirtelim.
Çiçek ve kuş arasındaki münasebet o kadar hassastır ki, tozlaşmanın olabilmesi için çiçeğin yapısı, büyüklüğü ve tozlaşma organlarıyla, kuşun yapı ve büyüklüğünde tam bir âhenk mevcuttur. Ayrıca, polen tanelerinin, hayvanın vücuduna yapışmasını kolaylaştırmak için satıhlarının yapışkan ve pürüzlü olarak yaratılması da enteresandır.
Tropik sahalarda yayılış gösteren Erithrina ve Indica nev'ileri ile Butea Frondasa gibi ağaçlar, yapraklanmadan önce çiçek açarlar. Böylece kırmızı renkli -çiçekler, kuşlar tarafından çok uzaklardan dahi farkedilebilir. Kırmızı renk bu yönüyle kuşlar için "bol gıda" mesajı sunmaktadır. Çünkü, bu çiçeklerin nektar ve polenleri karbonhidrat, protein ve vitamin açısından çok zengindir.
Diğer bazı ağaçların da bol besin ihtiva eden çiçekleri, birtakım kuş ve hayvanlar tarafından yenmektedir. Meselâ, Tabebuin Rosea adı verilen bir ağacın çiçeklerinin, bu ağaçlarda yaşayan bir çeşit sincap tarafından yenildiği gözlenmiştir. Çiçek, bu canlılar İçin bulunmaz bir gıdadır.
Erithrina ile yakından akraba olan Butea ağaçlan, Erithrina'ya nispetle kelebekler için daha cazip renkli çiçeklere sahiptirler. Butea çiçeğinin rengi parlak kavuniçi olup, Erithrİna'nın ise koyu kırmızıdır.
Çiçeğe rengini veren taç yapraklar, Erithrina'da gelişmenin erken safhalarında henüz kapalı durumdadırlar. Bir çiçek topluluğundaki genç ve kapalı olan üst çiçekler, daha yaşlı ve açık olan alt çiçeklere kıyasla nektar açısından daha zengindirler. Daha az nektar taşıyan yaşlı ve açık Çİçeklerdekİ nektarın kuşlar tarafından alınması da kolaydır. Bu sebepten, hareket maharetleri fazla olmayan bülbül, sığırcık ve hatta papağan gibi iri kuşlar da bu ameliyeyi yapmakta ve dolayısıyla da tozlaşmaya az çok yardımcı olmaktadırlar.
Fakat, kapalı vaziyetteki nektarca zengin üst çiçeklerden nektar toplamak öyle kolay bir iş değildir. Oldukça maharet isteyen bu ameliye ancak, havada helikopter gibi uçar halde durabilme kabiliyetinde yaratılan kuşlar tarafından yapılabilmektedir (x). -İşte maharet nispetinde artan mükafat ve en ehemmiyetsiz mevzularda dahi tecellisini gördüğümüz İlahi adaletin buradaki zuhuru...
Kapalı çiçekleri oldukça kolay bir şekilde açabilen bu kuşlar, dolayısıyla onlardaki zengin nektar kaynaklarına da sahip olmaktadırlar. Bu husus, onlar için son derece ehemmiyetlidir de. Çünkü, onların havada helikopter gibi durabilmelerini sağlayan, birim zamandaki kanat çırpma sayılarının çokluğudur. Bu da ancak, onların güçlü kas ve kemik dokularına sahip olmalarıyla mümkündür. Bunu sağlamak için, en önemli gıdası nektar olan bu kuşların, kalori değeri yüksek zengin nektar kaynaklarına olan İhtiyaçları da gayet tabiidir.
Çiçeklerden nektar yalayan canlılar arasında palmiye sincabı da bulunmaktadır. Bu sincap daha ziyade Bombax çiçeklerini sevmektedir. Bombax çiçeklerinde tepecik ve polen keseleri birbirinden uzaktır. Bu sebeple tozlaşma umumiyetle aracı bir canlı vasıtasıyla yapılmaktadır. Bu aracı canlılardan biri olan palmiye sincabı kulak, ayak ve bıyık gibi muhtelif yerlerine bulaşan polen tozlarını başka bir çiçeğin üzerine rahatlıkla bırakabilmektedir. Avustralya'da da bazı yarasa ve küçük keseli memeliler tozlaşmaya sebebiyet vermektedir.









